Rozelin Akgün

Rozelin Akgün

1995, Diyarbakır

 

Diyarbakır’da yaşayan multidisipliner sanatçı, araştırmacı ve peyzaj mimarının çalışmaları; biyomateryaller, peyzaj, hafıza ve ekolojik dönüşüm süreçleri etrafında şekillenir. Organik ve dönüşebilir malzemelerle çalışan Akgün, madde, beden, çevre ve insan-olmayan yaşamlar arasındaki geçirgen ilişkileri araştırır. Yerel bilgi, sahaya dayalı gözlem ve malzemenin kendi zamanını izleyen deneysel yöntemler pratiğinin temelini oluşturur. Araştırma ve malzeme deneyiyle gelişen yerleştirmeleri, sabit bir formda kalmak yerine dönüşüm, bozunma ve yeniden oluşum süreçleriyle şekillenen akışkan yapılar olarak belirir. Son dönem işlerinde peyzajı yalnızca görünen bir manzara olarak değil; tarih, şiddet, hafıza ve ekolojik dönüşümün üst üste bindiği çok katmanlı bir yüzey olarak ele alır.

7. Mardin Bienali için Kervansaray için hazırladığı mekâna özgü yerleştirme, Attar’ın yedi vadisine göndermeyle farklı boyutlarda yedi parçadan oluşur. Parçalar ne tamamen zemine yerleşir ne de bütünüyle askıda kalır; temas düzeyinde, bir eşikte konumlanır. Yüzeylerinde vadileri, yarıkları ve aşınmış taş dokusunu çağrıştıran izler belirir. Her parça kendi sınırını taşısa da anlamını, diğerleriyle kurduğu mesafe, yön ve ritim içinde kazanır. Burada yedi vadi, varılacak bir sonun durakları olarak değil, içinden geçildikçe dönüşen alanlar olarak düşünülür. Yol, uzak bir ufka yönelmekten ziyade yüzeye yaklaşır; taşın belleğine, boşluğun sessizliğine ve geri çekilmiş katmanlara doğru ilerler. Vadi, yalnızca coğrafi bir biçim değil, farklı zamanların ve karşılaşmaların üst üste bindiği bir eşik olarak belirir. Aşınan yüzeylerde, eksilerek kalan izlerde ve tutunmayı sürdüren katmanlarda başka yaşamların tortusu dolaşır. Mardin’de, taşın sürekliliği ve tarihin görünürlüğüyle tanımlanan bu yüzeyin çevresinde, yamaçlarda ve aralıklarda başka bir hafıza birikir. Daha sessiz ve kırılgan olan bu alanlar, kaybolanın bütünüyle yok olmadığı; geri çekilenin farklı biçimlerde varlığını sürdürdüğü bir peyzaj sunar. Parçaların her biri bir vadinin temsili olmaktan çok, bir geçişin tortusunu taşır. Aralarındaki boşluk, yüzey kadar kurucudur. İzleyici yerleştirme içinde dolaşırken tamamlanmış bir anlatıyla değil, temas ettikçe çoğalan bir alanla karşılaşır. Burada hakikat, ele geçirilen bir sonuçtan ziyade, geçiş boyunca anlık olarak beliren bir yakınlık olarak kalır. Yerleştirme, bir sonuca ulaşmaktan çok, birlikte kat edilen yüzeylerde biriken duyumu izler. Taş ile boşluk, ağırlık ile açıklık, yukarıda konumlanan şehir ile aşağıda biriken zemin arasındaki ilişki her parçada farklı biçimlerde açılır. Böylece yedi vadi, yalnızca izlenen bir rota olmaktan çıkar; yaşayan ve hatırlayan bir peyzajın içinden geçme deneyimine dönüşür.

Yedi Vadi, 2026
Metal konstrüksiyon biyo malzeme ile 7 parçalı yerleştirme
7. Mardin Bienali ve Çelenk Bafra’nın davetiyle SAHA ve Mardin Bienali desteğiyle üretilmiştir.
Sanatçının izniyle