Mehmet Ali Boran

Mehmet Ali Boran

1981, Mardin

 

Mardin, Kızıltepeli sanatçı güven ve güvenlik mekanizmalarının rolünü mercek altına alır. Gıda, hafıza, mimari yapı, hayvanlar, madencilik ve yerinden edilme gibi temalara yönelen sanatçı enstalasyon, video, fotoğraf ve seramikle çalışır. Denetim politikaları, kent ve kır yerleşimleri ile iktidarın topografyada teknik aksamlar aracılığıyla örgütlediği güvenlikçi yapıları eleştiren çalışmalar üretir. Coğrafya, tarih ve belleğin insan merkezci okumasına karşı daha kuşatıcı bir oluş hâli önermeyi amaçlayan Boran, sanat aracılığıyla hayvana, suya, toprağa, taşa, havaya, bitkiye ve kültürel kalıntılara yönelen yeni bakış açıları geliştirmeye çalışır. Merkezin perspektifine karşı parçalı ve analitik yöntemler kurarak ilerler.

Mardin Bienali için hazırladığı projede, diaspora deneyiminin güçlü bir metaforu olan turna kuşu üzerinden bir görselleştirme haritası sunar. Turna; yolda olma hâli, ayrıldığı yeri unutmaması ve geri dönme içgüdüsüyle, diaspora pratiğinin duygusal katmanlarıyla güçlü bir bağ kurar. Bu enstalasyon, Evdalê Zeynikê’nin bir turnanın kırık kanadını iyileştirdiği animistik anlatıdan, dengbêjlik geleneğinden ve yolda olma hâllerinden ilham alan araştırmacı ve katılımcı bir söylemle şekillenir. Sanatçının Latin Amerika, Afrika, Balkanlar, Amerika, Birleşik Krallık, Arabistan, Kanada, Japonya ve Avrupa’ya çeşitli nedenlerle gitmiş bireylere yönelttiği “Diasporada yaşayan biri olarak içinde bulunduğunuz ‘şimdi’yi hangi nesne, durum ya da duygu üzerinden açıklarsınız?” sorusuna verilen yanıtların bir araya getirilmesiyle yapıt oluşur. Boran, bu yerleştirmenin “81. sanatçısı” olarak kendini konumlandırırken, Ermeni, Kürt ve Süryani diasporalarının duygu durumlarına nesneler, durumlar ve imgeler aracılığıyla yaklaşır. Sanatçının gözlemlerine göre, bu yanıtlar çoğunlukla özlem, hafıza ve aidiyet gibi ortak duygular etrafında yoğunlaşır. Ancak bu nesnelerin göndergelerinin ortak imgeler üretmesi nedeniyle, yerleştirmede yer alacak unsurlar görsel estetik açısından editoryal bir süzgeçten geçirilerek seçilir. Kabartma ve kazıma teknikleriyle seramik plakaların yüzeyine aktarılan bu yanıtlar, araştırma temelli görüşmelerden derlenen 80 ifade üzerinden şekillenir ve Kızıltepe Ateş Beyler Hamamı’nın tavanındaki fildişi aydınlatıcıların formundan esinle sunulur.

 

Diaspora, 2026
Yerleştirme: seramik, rölyef, heykel, kazıma, baskı ip, ayna, kırmızı kil, beyaz astar ve sır her biri, 16 x 21 cm
7. Mardin Bienali için Çelenk Bafra’nın davetiyle SAHA ve Mardin Bienali desteğiyle Sır-ül Seramik işbirliğiyle üretilmiştir. 
Sanatçının izniyle

 

 

Mardinli sanatçı, yakın tarihe ait toplumsal bir meselede iade-i itibarın olanaklarını araştırırken, kendisini de bu anlatının parçası olarak konumlandırdığı bir kurgu geliştirir. Konağın içinde gerçekleştirdiği heykel restorasyonu ve bu restorasyonu konu alan video aracılığıyla insan dışı varlıkları anlatıcı konumuna taşıyan sanatçı, bakışı geçmişe yönlendirirken, mekâna yaptığı bu küçük müdahaleyle onu yeniden üretir. Mardin’de Ermeni ailelerine ait konaklarda, taştan yapılmış güvercin heykelleri bulunur. Sanatçıya göre tehcirin ardından bu malikânelerin yeni sahipleri, yapıların belirli bölümlerinde yer alan bu heykel güvercinlerin başlarını koparmıştır. Kanatları, göğüs kafesi, kuyruğu ve ayakları en ince ayrıntısına kadar işlenmiş, bedenleri neredeyse bütünüyle korunmuş olan bu figürlerin yalnızca başlarının yok edilmesi, tanıklık edebilecekleri endişesiyle hangi anlatıların susturulmak istendiğini düşündürür. Videoda, güvercinin koparılan başı protez olarak yeniden şekillendirilerek bedenine monte edilir. Bu müdahalenin ardından, cansız kabul edilen taş heykel bir canlı gibi konuşmaya başlar; yüz yılı aşkın süredir bu yapı içinde tanıklık ettiği olayları aktararak, resmî arşivlerin yanında alternatif bir arşivleme biçimini devreye sokar.

Büyülü Ev, 2018 Video, 6’00’’
Sanatçının izniyle