Modern Sanatla Canlanan Antik Şehir 2010

Mardin: Kadim Bir Şehrin Çağdaş Sanatla Yeniden Doğuşu

Haziran ayının kavurucu bir cumartesi gününde, Mardin’in 14. yüzyıldan kalma eşsiz yapısı Zinciriye Medresesi’nde yerli ve yabancı ziyaretçilerden oluşan bir grup, tarihin gölgesinde bir araya geldi. Tonozlu tavanların altında, Türk ve dünya basınından gazete kupürleri sergileniyordu; ancak bu manşetler eksikti. Sanatçı Hakan Irmak’ın "Manşetin" adlı interaktif eseri, ziyaretçileri kendi hikâyelerini yazmaya davet ediyordu.

Bu çalışma, şehri boydan boya saran Mardin Bienali’nin yalnızca küçük bir parçasıydı. Video yerleştirmeleri, tablolar ve fotoğraflardan oluşan bu geniş seçki; iki tarihi medrese, terk edilmiş bir konak ve şehrin ana meydanına yayılarak Mardin’i dev bir açık hava galerisine dönüştürdü. Bienalin başlığı olan "Abbara Kadabara", şehrin labirentvari sokaklarını birbirine bağlayan "abbara"lara (taş geçitler) ve bu kadim dokunun içine sızan çağdaş sanatın yarattığı o sihirli sürprize bir atıf niteliğindeydi.

Taşın ve Sanatın Buluşma Noktası

Mardin, Suriye sınırının hemen kuzeyinde, sarp bir yamaçtan uçsuz bucaksız ovalara bakan büyüleyici bir müze şehir. M.Ö. 4500’lere uzanan yerleşim izleri, şehri sanat ve kültürün doğal başkenti kılıyor. İnce işçilikli kireçtaşı mimarisi, şehrin yüzyıllardır süregelen estetik mirasının en somut kanıtı.

Şehrin çok kültürlü mirası bugün hala sokaklarda yankılanıyor:

  • Mimari: Camiler, kiliseler, saraylar ve hanlar iç içe geçmiş durumda.
  • Gastronomi: Süryani evlerinden yayılan aromalar, mahalli lezzetler ve mistik bir mırra kokusu.
  • Zanaat: Tarihi İpek Yolu üzerindeki çarşılarda hala yaşayan gümüş işçiliği ve taş oymacılığı.

Geleceğe Uzanan Bir Vizyon

Sanatın birleştirici gücüyle Mardin’i modern bir kültür merkezi yapma hedefi, büyük bir titizlikle yürütülüyor. Artuklu Üniversitesi’nin kuruluşu ve uluslararası projeler bu vizyonun birer parçası. Alman sanatçı Clemens von Wedemeyer’in Kasımiye Medresesi yakınlarına kurduğu devasa "Güneş Sineması" (Sun Cinema) yerleştirmesi, arkasındaki dev ayna sayesinde Mezopotamya gün batımlarını yansıtarak modern bir estetik şölen sunuyor.

Şehrin mülki idaresi ve yerel sanatçıların ortak çabasıyla, Mardin’in sadece bir "açık hava müzesi" olarak kalması değil, yaşayan ve üreten bir sanat şehri olması amaçlanıyor. Sokaklarda artık sadece geleneksel motifler değil, Tilda Swinton gibi isimlerin yer aldığı çağdaş video çalışmaları da konuşuluyor.

Mezopotamya’da Sanat Rotası

Mardin’in dönüşümü, şehrin kendi sakin ritminden ödün vermeden gerçekleşiyor. Taş döşeli sokaklarda kaybolmak, teraslardan uçurulan uçurtmaları izlemek ve akşam güneşinin şehri altına boyamasını seyretmek hala en büyük keyif. Bienalin küratörü Döne Otyam’ın da belirttiği gibi: "Başarıyı farklı bir ölçüyle değerlendiriyoruz; kültürün merkezini biraz daha doğuya kaydırıyor ve sıradan insanların çağdaş sanatı kendi dilleriyle konuşmasını sağlıyoruz."

 

https://www.nytimes.com/2010/08/22/travel/22nextstop.html