Didem Erbaş
İstanbul, 1985

İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyor. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Ana Sanat dalında eğitim aldı. Ardından Sabancı Üniversitesi’nde yüksek lisansını Görsel Sanatlar ve Görsel İletişim Tasarımı bölümünde tamamladı. Salzburg Yaz Akademisi'nde Tania Bruguera ile Faydalı Sanat (Useful Art-Are Util) kavramı üzerine çalıştı. Katıldığı sergiler arasında, Uzak Hafıza, Abud Efendi Konağı (2018), Hayvanların Tarafı, Mixer Galeri (2018), İstanbul, Kurtulunmamış // Unerlöst, Corpus G. (2018), 450 km, Erimtan Müzesi, Ankara (2017), Taktiksel Duruş, Cer Modern, Ankara, Letter from Istanbul, Pi Artworks London (2017), Faydalı Uğraşlar, Faydasız İşler, MARS İstanbul (2017), Sen&Ben, 5333, İstanbul (2017), Urban Obscura, Siyah – Beyaz Galeri, Ankara ( 2017), Man Reiche mir Trost, Schaufenster, Berlin (2016), Mahalinde İş Birlikleri (Merve Ünsal ile iş birliği) (2016), PASAJist, Tarlabaşı, Istanbul (2015), UZ Collective , Yıkım, Şerif Bey Apartmanı, Göztepe, Istanbul (2015), Çoktan Seçmeli, Daire Galeri, İstanbul ( 2015), Pardon Kaçıncı Kat? Olmadı Kaçarız, Merkür Galeri, İstanbul (2015), Unutulanın Hatıraları, Adahan İstanbul (2013). 2015’te Hush Galeri’de Sukut-u Hayal adlı kişisel sergisini açtı. Galeri mekanına müdahalelerde bulunarak, sergi işlerini mekana göre kurguladı. Aynı yıl Bulgaristan’da KRUG Art Movement’ın davetiyle orada da Kayıp Zamanın İzinde // Quest fort the Lost Time adlı kişisel sergisini gerçekleştirdi. Son olarak 2018’de Tomtom Kırmızı’da Simbart Projects koordinatörlüğünde Fırat Arapoğlu’nun küratörlüğünü üstlendiği Baraka adlı kişisel sergisini açtı. 2016’da, Siemens tarafından düzenlenen “Sınırlar, Yörüngeler 18’de, Eren Sulamacı ile ürettiği çalışmaları TORTU ödüle layık görüldü. Şu anda, Sabancı Üniversitesi’nde Major Works of Modern Art dersinin eğitim asistanlığını yapmaktadır.

 

Sergilenen İşler

“Dam”, 2018, kamusal müdahale

“Uçsuz bucaksızlık bizim içimizdedir. Yaşamın yavaşlattığı, tedbirli olmanın durdurduğu ama yalnız kaldığımızda yeniden işe koyulan bir tür varlık genleşmesine bağlıdır. Hareketsiz kalır kalmaz, başka bir yerde oluruz; uçsuz bucaksız bir dünyada düş kurarız.”*

Dam, yaşamadığım bir coğrafyada takip ettiğim yolların/uğradığım yerlerin bir izdüşümüdür. Mardin’de bulunduğum süreçte, bulunduğum mekanlardan şehre baktığımda “uçsuz bucaksız” görüntünün kaydını tutup, insanların coğrafi koşullar doğrultusunda damlara yaptığı müdahalelerin oluşturduğu topografik görüntünün izlerini sürerek, çizdiğim sınırları takip ediyorum. Takip ettikçe de aynı yere geliyorum. Bu döngüde -kendi sınırlarım- etrafında o coğrafyaya bir iz bırakmaya çalışıyorum.

Damlara yaptığım müdahalelerin her biri o coğrafyaya –kişilerin sınırlarına /özel mülkiyetlerine yaptığım müdahale– onlarla kurmaya çalıştığım ilişki doğrultusunda işlevsel bir hale gelecek ve sınır-coğrafya (kendine has coğrafi alan/bölge) kavramını kendi içerisinde sorgulamayı amaçlayacaktır”.

* G.Bachelard, Mekanın Poetikası, s.224

Mekan:Kamusal Alanlar