Metin Çelik
Adana, 1985

Metin Çelik, 2009 yılında eğitim aldığı Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinden mezun olan Çelik, çalışmalarını zaman, mekan ve figür ilişkisi üzerinden kurgular. Biçimin metafizik estetiğini izleyiciye sunar. Resimlerinde yer alan figürlerinde, modern insanın yaşamdaki yoksunlukları fark edilir ve insan bedeni üzerindeki ruhsal bir dönüşümü aranır. Mimik ve jestlerden arındırılan figürler, bu haliyle duygudan yoksun bırakılır ve hareket alanı kısıtlanarak ruhtan yoksunlaşır, bu da onları sıradan bir nesne haline getirir. Çelik, 2009 yılında ilk kişisel sergisini açtı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinde 2013 yılında Yüksek lisansına başladı ve şu an Brecht estetiği üzerine tezini yazmaktadır. İstanbul’da yaşamakta ve kendi atölyesinde çalışmalarına devam etmektedir. Kişisel sergileri, Post-Apocalyptic, Mebusan25 (2017), Kaos-Kozmos, Galeri Merkür (2017), Bir yapı bozumu; Dönüşüm, Galeri Artist Çukurcuma (2009). Seçilmiş grup sergileri, İlk Raunt, Galata Rum Okulu, İstanbul (2018), Mekan-Atölye//Taktiksel Duruş Sergisi, CerModern-Ankara (2018), Tahayyül ya da Bir Gelecek Düşü- Kare art Gallery/ İstanbul (2015), (re)present Exhibist Magazine:2 years, İstanbul (2015), Mamut Art Project, İstanbul (2013).

 

Sergilenen İşler

“Anti-kamuflaj”, 2018, mekana özgü yerleştirme, heykel, resim

Toplumu gün geçtikçe daha edilgen bir varlık duygusunun sınırlarına kapatan militar değerler ve pratikleri merkezine alan, iktidar, milliyetçilik, ırkçılık, cinsiyetçilik, karşı cinsiyetçilik ve teoloji gibi kavramları merceğine alan “anti-kamuflaj” projesi, heykel, resim ve duvar kağıdından oluşan bütüncül bir mekan yerleştirmesi olarak izleniyor. 4. Mardin Bienali için üretilen bu mekana özgü yerleştirmenin çerçevesini oluşturan müdahale, mekanın fiziksel özelliklerinin belirgin olacağı şekilde, üç duvarın ve zeminin saks mavisi renkte flok duvar kağıdıyla sıvanmasından oluşuyor. Böylelikle, kendi mekânsal alanını yaratan kurgunun merkezinde ise, zemine vurduğu darbeyle belirgin bir yıkımı açığa çıkaran altın rengindeki dev yumruk heykeli bulunuyor. Heykelin arkasında konumlanan tuval resmindeki figürler, iki duvarın arasında ve gözden kaybolmaya yüz tutmuş biçimde yüzeyle kaynaşıyor. Beton duvarların yarattığı yapay kanal, toplumsal, kültürel, ekonomik ve psikolojik bağlamda her türlü sistematik iktidar mekanizması içindeki “insan”ın “sıkışma” alanını tarifliyor.

Mekan:Mor Efrem Manastırı