Mardin Bienal İle, Bienal Mitolojiler'le Gelişiyor

Mardin Bienali’nin çıkış hikâyesini hatırlatır mısınız?

Döne Otyam: Beş yıl önce GAP İdaresi yönetimi tarafından bölgede bir sergi yapma konusunda teklif geldi. Bölgeye dikkat çekmek için serginin çok özel olması gerekiyordu. Biz bu çalışmayı Ferhat Özgür’le birlikle dönemin Valisi Hasan Duruer ve GAP İdaresi Başkanı Sadrettin Karahocagil ile müzakere ederek bienale dönüştürme kararı aldık. Mardin’de bienal yapma fikri çok iyi karşılandı ve bu durum bizleri heyecanlandırdı. Ekim 2009’da, Bienal’e başlamadan önce küçük bir sergi yapmaya karar verdik, Bienal’e hazırlık olmasını istedik. Bölgeyi bilmemle birlikte, sunacağı olanakların neler olabileceği ve sergi mekânları hakkında yeterince bilgi sahibi değildim. Bu kapsamda 17 sanatçının yer aldığı uluslararası nitelikte bir sergi yaptık. Kamusal mekânlarda ve Kasımiye Medresesi’nde yaptığımız bu sergi çok başarılı oldu. Kasımiye Medresesi ve Zinciriye Medresesi Mardin’i ziyaret edenlerin ilk uğradıkları mekânlardandır. Sergi tahminlerimizin üstünde bir izleyici kitlesine ulaştı ve görsel-yazılı basında da ön plana çıktı. Mayıs 2010’da, 63 sanatçının katılımı ile 1. Mardin Bienali’ni gerçekleştirdik. Mardin yerelindeki ilişkilerimizin çok önemli katkıları oldu. İkincisi de özel olmakla birlikte 1. Mardin Bienali benim için çok özeldir, ilkler hep böyle olmaz mı? Ve şimdi 3.’sünün hazırlıklarındayız.

Bienal’e Valilik ve GAP dışında destek veren başka kurumlar var mı, örneğin Mardin Belediyesi ve Mardin Artuklu Üniversitesi ile bienal arasında kurumsal bir birliktelik var mı?

1. ve 2. Bienal’i Mardin Valiliği ve GAP İdaresi Başkanlığı destekledi. Bienalin sürdürülebilirliğini dert ediniyordum. Valilik ve GAP Yönetimi “1. Mardin Bienali’ne biz destek verelim, 2.’sinde özel sponsorluklarla birlikte destekleyelim” önerisinde bulundular. Üçüncüde ise artık özel sponsorlarla ilerleme kararındaydık ve işte şimdi o an…

Bienal’de Mardin Belediyesi’nin lojistik anlamda destekleri oldu ve 3.’sünde de öyle olacak. Maddi anlamda destek olmamakla birlikte, bizim de bu temelde bir görüşmemiz olmadı. Yerel yönetimlerin her türlü desteği bizim için çok önemli. Üniversite ile de kurumsal bir ortaklık veya sponsorluk ilişkimiz yok. Fakat üniversite’de master yapmakta olan ve öğretim görevlisi olan bienal katılımcısı genç sanatçılarımız var. Mardin Sinema Derneği ile baştan beri bir birlikteliğimiz vardı. Onlarsız asla bu başarıyı yakalayamazdık. Bu yıl artık Mardin Sinema Derneği düzenliyor bienali. Artık bienal tamamen onların. Sinema festivali ve bir çok sanat aktiviteleri gibi başarılı işlere imza atan, hem Mardinli olma aidiyetini geliştiren hem de sanatla bağları güçlü olan tecrübeli arkadaşlarımdan oluşan bir derneğin.

“Mardin Bienali şu yönüyle bir ayrıcalığa sahip” diyebileceğiniz bir durum var mı ya da diğer bienaller arasında nasıl konumlandırıyorsunuz?

Diğer Anadolu bienallerini görme fırsatım olmadığı için karşılaştıramam. Ancak İstanbul Bienali’nden çok büyük farkı var. Öncelikle İstanbul, Mardin’le karşılaştırılamaz olanaklar sunar. Örneğin Mardin’e basını davet etmek için bile bir bütçenizin olması gerekiyor. Oysa İstanbul’da etkinlikler için doğal olarak basın geliyor. Başka bir örnek, Mardin’de bütçeniz olsa dahi turizm gittikçe geliştiği için otellerde yer bulamayabilirsiniz. Çok önceden programlamak gerek. Ama bu bienal şu anlamda çok özel benim için: Mardin zaten başlı başına bir ‘’nadire kabinesi’’. Evlerde, dükkanlarda, atölyelerde birikmiş olan tılsımlar, muskalar, ikonlar, ziynetler, giysiler, kitaplar, resimler, fotoğraflar, kap-kacak, bardak-tabak, halı-kilim gibi nesneler Mardin’in bir tür nadireler kabinesini oluşturuyor. Mardin, bu anlamda her nesnenin birbiriyle gizemli ilişkiler kurduğu, dile gelmeyen mitler yazdığı özel ‘müze’lerden oluşuyor. Bu müzelerde antikalarla sıradan eşyalar ve bunların işaret ettiği farklı zamanlar birbirlerini anlamlandırıyor. Bu tür hayal dünyalarına, bir bıçak bileycisinin tezgahında da rastlıyorsunuz, bir bakırcıda da, güvercincide de, kilisede de ve tabii evlerin derinliklerinde de. Biz bu nesneler arasındaki gizemi tekrar hatırlatmak istiyoruz. Farklı bir bakışı öneriyoruz ve bunu kolektif olarak yapıyoruz. İlk kez deneyeceğiz ve bence bu bienali çok özel kılıyor. Mardin’de bienal yapmak her seferinde sürprizler yaşatıyor bize.

1. ve 2. Mardin Bienali’ni kaç kişi ziyaret etti ve Mardin dışından bienali görmeye gelenlerle ilgili bir veriniz var mı?

Bienal biletsiz gezildiği için net bir sayı veremem. Kamusal olan ve turistik gezi amaçlı ziyaret edilen mekanları da bienal mekanı olarak değerlendirdiğimiz için çevre illerden, yurtiçinden, yurtdışından çok sayıda ziyaretçi bienali görmüş oldular. Bazı sanat eserlerinin önünde fotoğraf çekme sırasına girildiğine tanık oldum. 2.’sinde, uluslararası platformda görünürlüğümüz daha fazla arttığı için çok daha fazla izleyici geldi. Yerli ve yabancı yazılı ve görsel basında yer almamız da yurtdışından gelen izleyici sayısını artırdı.1.Mardin Bienali’ndeki çıkış amaçlarımdan bir tanesi de bienal turizmi başlatmaktı. 2.’sinde iki tane önemli tur firması Mardin’e bienal için tur yaptılar. Şu an ise çok daha fazla izleyici gelmek istiyor.

Esnaf ve sanatkârların bienalle olan ilişkisi nedir ve bu ilişki ile sergi nasıl şekillenmiş olacak?

Bu belki de dünyada ilk kez deneniyor. 3. Mardin Bienali’nde küratör tayin etmedik. Böyle bir uygulamaya karsı olduğumuz için değil, tabii. Bu sefer böyle bir bienal modeli deniyoruz. Mardinliler kendi sahnelerini kuracaklar bu kez. Mardin dekor olmaktan çıkacak. Çünkü Mardin’i çok iyi tanıyanlar varken dışarıdan üç-beş kez gelip “Şu sanatçıyı çağıralım, bu eseri buraya koyalım” çalışma yönteminden çıkalım istedik. Mardin bir doğal enstalasyon ve çok değerli zanaatkarlar var, onları da katmak istedik. Örneğin önceki sergide sanatçı Pae White Amerika’da ürettiği kumaşları bir otelin koltuklarına giydirdi ve o kumaşları, bienalden olduğuna işaret etmeden bir kumaşçıda, satışa sunduk ve en çok satılan kumaş oldu. Bizim için büyük katılımdı. Mardinliler, esnaflar özellikle kadınlar, ister istemez bienalin içine girdiler.

Bienaldeki her türlü ihtiyacımızı orada yaptırıyoruz. Marangozlar, elektrikçiler, taksiciler, otelciler, esnafla hep beraberiz. Grafik tasarımı, teknik işler her şey Mardinliler tarafından gerçekleştiriliyor. Mardinliler de bekler oldular, çünkü bienal döneminde Mardin’de ticari hareket de artıyor. Mardinlilerin de içinde olduğu bu çalışma beni çok heyecanlandırıyor. Bu isi tamamen Mardinlilerin yapma vakti geldi artık.

İzleyicilere küratörsüz bir bienal deneyimi yaşatacaksınız. Küratörü olmayan bir bienal hem siz etkinlik iletişimcileri hem de izleyiciler için nasıl bir farklılık yarattı ve yaratacak?

Bu modele Ali Artun’a referansla başladık. Böyle bir uygulamayı denememi önerdi ve işin içinde Mardinlilerin oluyor olması beni çok heyecanlandırdı ve hayata geçirmemizi sağladı. Biz de göreceğiz.. İlk bienal için bir Ankaralı olarak Mardin’e gittim ve yaptığım çalışma başarılı oldu ama sonrası da önemliydi. Hazırlık sergisinde ilişkilendiğimiz Mardinliler olmasaydı beşinci yılımızı göremeyebilirdik. Tanımadığınız, olanaklarını bilmediğiniz bir yerde çalışmak çok zor. Hele ki açık alanlarda ve tarihi mekanlarda. Steril mekanlarda çalışmıyoruz. Gelip gitmek, bazı dar sokaklara bile eser taşımak inanılmaz zor örneğin. Mardinliler severek bizleri destekliyorlar. Dolayısı ile artık bütün şehri bienalin içine dahil etmek çok heyecanlı bir deneyim olacak bizim için.

Kavramsal Çerçevenin Ali Artun tarafından geliştirilmesi bienalin küratörsüz olma ruhunu zedelemedi mi?

Hayır, aksine Ali Artun’ referans diyoruz zaten. Hem fikir birliği hem de elbirliği ile bir kolektifiz.

Kimileri gönüllülüğü ikna edilerek sömürülme olarak tanımlar. Gönüllülük kavramına bakış açınız nedir?

İlk iki bienalde gönüllü olarak çalışanlarımız olmadı ve herkes profesyonel olarak çalıştı. Bu seneki bienalde desteğimiz biraz azalınca gönüllü çalışmak isteyen herkese açık olduğumuzu ilan ettik. Toplantılarda katılımcılar fikrini paylaştı. Mesela Mardin Müzesi müdürü mekânların ufak tefek tadilatının yapılması konusunda bize destek olacağını söyledi. Hep dediğim gibi bu bienal el vermek isteyen bir çok kişiyle gerçekleşecek her zamanki gibi. Üniversite öğrencilerinin aramızda görmek istiyoruz ama mutlaka onlara ayıracağımız bir katkı payımız olacaktır. Ve zaten amacımız da bu.

Sanatçı seçimlerinizde nasıl bir yöntem uyguladınız?

61 sanatçımız var. Oysa esas amacımız 30-35 sanatçının katılımını sağlamaktı. Çünkü mekânsal sorunumuz var. Gerçek anlamda bir sanat galerisinin bile olmadığı bir yer Mardin. Sadece Videoist mekanı var ve orası da bienal mekanlarından zaten. Barcelona Loop’un bir seçkisini Videoist’te sunacağız. Ankara’da m1886’nın danışmanlığını yapıyorum ve tesadüfen genç İspanyol bir küratör Claudia Segura galeriyi ziyaret etti. Yeni geldiğini ve bienali duyduğunu söyledi. Türkiye sanatı ve sanatçıları hakkında çok şey biliyordu, şimdi birlikte çalışıyoruz. Ferhat Özgür, Fırat Arapoğlu, Ferhat Satıcı, Fikret Atay, Hülya Özdemir gibi sanatçı ve küratör arkadaşlarım da bu kolektif çalışmaya çok büyük memnuniyetle dahil oldular. Kavramsal çerçeveye uygun sanatçı önerileri oldu ve bu şekilde ilerledik, heyecanımıza yenik düşüp sanatçı sayımızı ancak 61 de durdurabildik neyse kiJ Katılımcı sanatçılarımızın aşağı yukarı yarısı yerinde üretim yapacaklar.

Mardin Kürt, Arap ve Süryani aidiyetlerinin yoğun olduğu bir kent. Kemalist-ulusalcı politik kimliğe sahip sanatçıları bienale dahil etmek zor olmadı mı? Siz sanatçı seçimlerinizde bu durumu değerlendirdiniz mi?

Bu konu hiç aklıma gelmemişti. Sanatçı seçiminde bu doğrultuda bir kıstası göz önünde tutanlar olabilir mi bilmiyorum ama benim böyle bir düşünceyle hareket etmem imkânsız. Kaldı ki olsa bile Mardin’de böyle bir sorunumuz olmaz. Mardin öyle bir yelpaze ki zaten…

Mardinli sanatçıların bienalde görünürlüğü var mı?

Evet, bu yıl daha çok. Sadece Mardinli değil, Mardin’de yaşamını sürdüren sanatçılar ve bölgeden de sanatçı dostlarımız var.

Resim genelde Bienallerde çok tercih edilen bir disiplin değil. Sanatçı listenizde ressamlar da var. Onlar nasıl bir üretim sürecinden geçecekler?/b>

Ben tercih ediyorum. Mekânların sunduğu olanaklar, çok fazla tual koymamızı engelliyor ama pentür benim vazgeçemeyeceğim bir disiplin. Gündemdeki bu resim konusu beni çok rahatsız ediyor. Bu anlayışa katılmam mümkün değil.

Bienal mekânlarınız hangileri?

Mardin’e Yenişehir’den girildiğinde Diyarbakır Kapı dediğimiz yerden başlıyoruz. Yani Mardin’in ana caddesinin bir ucundan diğer ucuna kadar mekanlarımız hep aynı güzergahta. Çoğu Mardinlilerin de ilk defa göreceği, hep kapalı durmuş ve hiç kullanılmamış Süryani Manastırı’ndan başlıyoruz. Aynı güzergâh üstünde kiliseler, eskiden Alman karargahı olarak kullanılmış konak ve bazı dükkanlar var. Ana mekânlar Manastır ve Konak olacak. Biz her bienalde pek de kamuya açık olmayan mekanlar buluyoruz ve kullanıyoruz. Dolayısıyla Mardin dışından gelen izleyenler Mardin’in başka yüzünü de görme imkanına sahip oluyor.

Mardinli kadınlara ve çocuklara yönelik programlarınız olacak mı?

Kolektif olmanın keyfi burada. Mardin Müzesi işbirliğiyle komşu kadınlarla bienal gezisi yapacağız, çocuklar için atölyeler olacak. Çocuklar ve kadınlar işin içindeler. Hatta yeni kurulan bir kadın kooperatifi bize destek olmak adına yemeklerimizi yapacak.

Bienalin kavramsal çerçevesinin başlığı “Mitolojiler” nasıl gelişti?

Biliyorsunuz Mardin, Mısır’dan Hindistan’a kadar uzanan antik uygarlıklar coğrafyasının merkezinde kurulmuş. Yüzyıllardır beslenmiş olduğu sembolik dünyanın, ikonlar ve mitler evreninin, sanat ve edebiyatın izlerini koruyor. Bu izler Mardin’in etnografik ve mimari mirası kadar, Mardinlilerin gündelik hayatında, bu hayatın yaşandığı mekanlarda da sürüyor hala. Mardin’e kaç kere gittiğimi bilmeyecek kadar çok gittim ama insan her seferinde yeni bir şey görür, yeni bir şey keşfeder mi? Yeni hikayeler duyar mı? Mardin ve o bölge insanının derinliklerine inmek imkansız. Ancak oralı olmak gerekiyor. İşte bu duygu çıkış noktamız oldu.

Çağdaş sanat kavramı, özellikle 2. Dünya Savaşından sonraki dönemde birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de resmi ideolojinin propagandasına hizmet etti ve izleyicileri ile arasına bir sınır koydu. Siz bu kavrama nasıl bakarsınız?

Bu konularla hiç ilgilenmiyorum. Turizm, ekonomi ve kültürel zenginliklerin yanı sıra bir şehrin prestijnin ve saygınlığının belirlenmesinde, o kentin ev sahipliği yaptığı güncel sanat etkinlikleri giderek artan bir yoğunlukta bir ölçüt oluşturuyor artık. Hatta daha ileri giderek söyleyebiliriz ki, turistik açıdan hiçbir çekiciliği olmayan şehirler bile düzenledikleri güncel sanat etkinlikleriyle gerek ulusal gerekse uluslararası alanda dikkatleri üzerine çekebiliyorlar. Modern Sanatlar Müzesi olmayan bir ülkede yaşıyoruz. Ankara’ya bakın, başka kentlere bakın. O kadar az ki etkin olan sanat projeleri! Türkiye sadece İstanbul’dan ibaret olmamalı. Ben sadece tarihsel, kültürel ve coğrafi zenginliklerle dolu olan Mardin’de amatör ruhla, büyük bir özveriyle sergi organizasyonu yapıyorum o kadar. Onun dışında başka konularla ilgilenmiyorum. Bu konularla ilgili olan öyle çok kişi var ki, belki onlara sormak lazım bu soruyu.

3.Mardin Bienali Kolektifi

Döne Otyam, Ferhat Özgür, Fırat Arapoğlu, Mehmet Baran, Sait Tunç, Mesut Alp, Fikret Atay, Hakan Irmak, Ferhat Satıcı, Hülya Özdemir, Claudia Segura Campins,Canan Budak, Can Bulgu

3.Mardin Bienali Sanatçıları;

Ahmet Elhan// Aikaterini Gegisian// Akram Zaatari// Alban Muja// Ani Setyan// Antonio Cosentino// Aysel Alver// Babak Kazami// Barcelona Loop Festival// Braco Dimitriyevich// Canan Budak //Claire Hooper// David Blandy// Deniz Aktaş// Dilan Bozyel// Dilara Akay// Eda Gecikmez// Elena Bajo// Elio Montanari// Erick Beltrán// Evrim Kavcar// Fani Zguro// Fırat Engin// Gabi// Hakan Kırdar // Haris Epaminonda//Işıl Eğrikavuk// İbrahim Ayhan// İman İssa //İratxe Jaio and Klaas// İsabel Rocamora// Juan Del Gado// Kasetçi// Khaled Hafez// Krassimir Terziev// Lena Von Lapschina// Mehtap Baydu// Melih Apa// Metin Ezilmez //Miquel Garcia// Mike Berg// Murat Akagündüz //Murat Germen// Mürüvvet Türkyılmaz// Nadi Güler// Necla Rüzgar// Nezir Akkul //Nooshin Farhid// Olivier Costa-Théfaine// Oriol Vilanova// Özlem Günyol-Mustafa Kunt// Pedro Torres// Romain Kronenberg-Benjamin Graindorge// Sait Tunç// Stuart Brisley //Şefik Özcan// Thierry Payet// Ursula Mayer //Veysi Boran //Yavuz Tanyeli //Yaygara