4. Uluslararası Mardin Bienali başladı

10 yaşlarında esmer bir çocuk, Mardin’in öğlen sıcağında elinde çörek dolu bir kasa, gelen geçene bağırıyor: “John Gerrard’ın sineması burada gel abla geeeel!” Bizim ufaklığın sinema dediği aslında atmosferdeki yoğun karbondioksiti ele alan ilginç bir simülasyon eser. Ancak iyi yere tezgâh açtığı belli, çörekleri anında bitti! Mardin’de şu sıra böyle birçok tatlı an yakalayabilirsiniz, zira 4. Uluslararası Mardin Bienali başladı. Bienalin başlamasıyla kentin şu sıra İstanbul’dan farkı yok, sanatçılar, sanat galerileri ve kültür-sanat meraklıları akın etmiş durumda. Otellerde yer yok, sokaklar dolu, esnafın yüzü gülüyor... Bu bienal hem sanat camiasına hem de Anadolu’ya iyi geliyor anlayacağınız... Teması “Sözden Öte” olan bienalde 50 sanatçının eserleri şehrin 8 farklı yerinde sergileniyor. Mekânlar farklı ancak hepsi bir bütün. Bienal küratörleri Fırat Arapoğlu, Nazlı Gürlek ve Derya Yücel ile etkinliğin ilk günü bienali dolaştık, eser sahibi sanatçılarla konuştuk. HT Pazar'dan Ece Ulusum'un haberi...

ACILARIN ADAMI TANER CEYLAN

Uzun zamandır restorasyonda olan, perşembe günü hizmete geçecek Meryem Ana Kilisesi, Mardin Bienali mekânları arasında. Üstelik çok önemli bir sanatçıyı ağırlıyor: Taner Ceylan’ı! “Acıların Adamı”, İsa’nın acıya karşı teslimiyetini ele alıyor. Ceylan eserini kendisi anlatıyor: “Eserimin bir kilisede sergilenmesini istedim. Döne (Otyam) bir kiliseye gitti; oradakiler ‘Bu bizim mezhebin İsa tasviri değil, Meryem Ana Kilisesi’ne uygundur’ demiş. Biz de buraya geldik. Bu resim burası için yapılmış...” Tablonun yanına da restorasyon sırasında bulunan benzer bir İsa figürü yerleştirilmiş. Kim bilir, Raffaello Sanzio’nun orijinal tablosunun yanında Taner Ceylan’ınki de yüzyıllarca kalabilir...

BARINAK, BARİKAT, TABİAT - GİZEM AKSU

Gizem Aksu bir performans sanatçısı, ancak bu yerleşmede bedenin yokluğuyla çalışıyor. Binanın yıkılmış alanına yerleştirdiği merceklerle görüntüyü baş aşağı çeviriyor. Alman Karargâhı’na yerleştirilmiş eserini Aksu anlatıyor: “Görme biçimimizin nereden baktığımıza ve ne zaman baktığımıza göre şekillenmesini sorgulatan bir iş. Her adımda görüntü değişiyor. Gece üzerine ışık yansıtılıyor böylece karanlığa karşı nasıl bir pozisyon aldığınızı da gösteriyor.”

360 PROJECT/KAZI ALANINDAN NESNELER- HASAN PEHLEVAN

Pehlevan, motifler üzerinden Mezopotamya’dan modernizme bakıyor, kentsel dönüşümün tahribatına değiniyor. İstanbul, Mardin ve Diyarbakır gibi şehirlerden gelen parçalar, sosyal katmanlar arasındaki uçurumu anlatıyor; hem sokakta hem de Alman Karargâhı’nda sergileniyor.

SOKAĞIN ZORU- İHSAN OTURMAK

Sanatçının Mardin Bienali için özel hazırladığı eserinin altında ilginç bir hikâye yatıyor. İhsan Oturmak, sokağa sıkışmış aracın yanında anlatıyor: “Birkaç yıl önce haberlerde Kilis’te bir hırsız polis kovalamacası izliyordum. Hırsız tarihi bölgeye giriyor ve arabası dar sokakta kalıyor. O araba polislerin de yolunu kesiyor. Sokaklar üzerine düşündüm, sokakların olmadığı dönemde savaş olmadığını fark ettim. Sokağı düşündürmek istedim...”

50 SANATÇI

Bu isimlerin yanı sıra CANAN’ın bienal için ürettiği hamamda yer alan eseri, Eda Aslan’ın enstalasyonu, Emre Zeytinoğlu’nun Karnik Derbekyan’ın kim olduğunu ortaya çıkardığı enstalasyonu, Fırat Bingöl’ün “Ey Ses” adlı video yerleştirmesi, Ken Friedman’ın pastisyonu, John Gerrard’ın simülasyonu, Lewis Hine’ın Icarus-Empire State Binası fotoğrafı ve nicesi görülebilir. Ancak bazılarını keşfederken yorulmayı da göze almalısınız...

İSİMSİZ - MÜRSEL ARGUNAĞA

Otobiyografik bir dil kullandığı çalışmasında, geleneksel bir halı üstünde alçıdan yapılmış çekirdek bir ailenin yalnızca kolları ve bacakları yer alıyor. Halı, evi ve coğrafi kökeni ifade ediyor. Argunağa, üzerine gitmek için gerekli olan uzuvları yerleştiriyor sadece. Bu eseri de Alman Karargâhı’nda görebilirsiniz.